Sivas polisi, aralarında değişik illerde yaşayan üniversite öğrencilerinin de bulunduğu genç kızları fuhşa sürükledikleri öne sürülen suç örgütüne yönelik düzenlediği operasyonda, 6 kişiyi gözaltına aldı. Zanlılardan 4′ü çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
SİVAS (A.A) – Alınan bilgiye göre, Sivas Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekiplerince yürütülen soruşturmalar ve planlı istihbarat çalışmaları sonucu bir grubun ”Suç örgütü kurmak, fuhuş yaptırmak amacıyla insan ticareti yapmak, fuhuş amaçlı yer ve kaynak temin etmek” suçlarını işlediğini belirledi.
Fuhuş amaçlı buluşmalara ilişkin kentteki MOBESE kameralarıyla da görüntüleri tespit edilen gruba yönelik olarak il merkezi ve Gürün ilçesinde eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Operasyonda, İsmail Murat G. (32), Mehmet Ö. (28), Ömer Faruk T. (29), Ercan T. (39), A.T. (34) ve İ.U. (49) gözaltına alındı.
Zanlılar, Emniyetteki sorgu ve işlemlerinin ardından Sivas Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi. Zanlıların fuhşa sürükledikleri öne sürülen kadınlar E.Ü. (29) ve S.B. (27) de mağdur sıfatıyla savcılığa getirildi.
Zanlılardan İsmail Murat G, Mehmet Ö, Ömer Faruk T, ve Ercan T. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Diğer 2 zanlı, Savcılıktaki ifadelerinin ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Fuhuş yaptırılan 2 kadın ise savcılıktaki işlemlerinin ardından adliye binasından ayrıldı. Başka illerde yaşadıkları öğrenilen bu 2 kadına, kentte örgüt tarafından para karşılığı fuhuş yaptırıldığı iddia edildi.
Bu arada, örgüt bünyesinde suça karıştığı tespit edilen Fuat D’nin (33) de İzmir’de yapılan başka bir operasyon kapsamında tutuklandığı belirtildi.
Etiketler: kızlara zorla sex yaptırıyorlar, sex kölesi kızlar, sex kölesi üniversiteliler, üniversiteli kızlar, üniversiteli sex

İtalya’nın Pescara kentinde devam eden 16. Akdeniz oyunlarında Türkiye, halterde 2 altın ve 1 bronz madalya aldı. Silkmede kendisine ait 118 kiloluk rekoru önce 119′a çekti. Sonra da 3. hakkında 112 kaldırıp ikinci rekorunu kırdı.
Bayanlar 53 kiloda Nurcan Taylan, koparma ve silkmede kendisine ait olan Akdeniz Oyunları rekorunu ikişer kez kırarak, iki altın madalya kazandı. Aynı kiloda yarışan Emine Bilgin, silkmede bronz madalya alırken koparmada sıfır çekti.
KOPARMA
Koparmaya 85 kiloyla başlayan Nurcan Taylan, bu ağırlığı başarıyla kaldırdıktan sonra şampiyonluğu garantiledi. İkinci hakkında kendisine ait 87 kiloluk Akdeniz Oyunları rekorunu 88 kiloya çıkaran Taylan, son hakkında yeni rekorunu 90 kiloya taşıdı.
Aynı kiloda yarışan Emine Bilgin ise ilk iki hakkında denediği 80 ve 81 kiloları kaldıramadı. Son hakkında denediği 82 kiloyu kaldıran Bilgin, kaldırışı ikiye karşı bir faullü sayıldığı için, yarışmayı sıfır çekerek tamamladı.
53 kilo bayanlar koparmada Tunuslu Soumaya Fatnassi ikinci, Mısırlı Donia Abdelrahman üçüncü oldu.
SİLKME
Nurcan Taylan, silkmede ilk hakkında yaptığı 105 kiloluk kaldırışın ardından, ikinci hakkında 109 kilo ile kendisine ait 108 kiloluk Akdeniz Oyunları rekorunu geliştirdi. Taylan’ın en yakın rakibi Tunuslu Soumaya Fatnassi’nin 110 kiloluk yeni rekor denemesinde başarısız olmasının ardından, Taylan son hakkında 112 kilo kaldırarak, bir rekor daha kırdı. Bu kategoride, Emine Bilgin de 102 kiloluk kaldırışıyla bronz madalya aldı.
”BURADA SADECE ŞOV YAPTIM”
Akdeniz Oyunları’nın, asıl hedefi olan dünya şampiyonası için prova niteliği taşıdığını söyleyen Nurcan Taylan, ”Burada sadece şov yaptım” dedi.
Etiketler: 118 kilo kaldırdı, 16. akdeniz oyunları, nurcan, nurcan taylan hakkında, nurcan taylan halter şampiyonu

İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hasan Canpolat, Ankara Büyükşehir Belediyesi hakkında, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre 17 araştırma-ön inceleme onayı alındığını ifade etti.
ANKARA - İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hasan CanpolatCanpolat, CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, ”İçişleri Bakanlığının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında soruşturma izni vermemesi” konusunda, Bilgi Edinme Hakkı Yasası çerçevesinde yönelttiği soruları yanıtladı.
Melih Gökçek’in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyasıyla ilgili ön araştırma yapılması için, dosyanın Ankara Valiliğine gönderildiğini kaydeden Canpolat, Ankara Valiliğinin yaptığı araştırma sonucunda, ”yapılacak herhangi bir işlem olmadığı” yönünde karar vermesi nedeniyle, bakanlık makamından işleme konulmama onayı alındığını bildirdi.
Hasan Canpolat, bu karara yapılan itiraz üzerine, Danıştay 1. Dairesinin Melih Gökçek hakkında ön inceleme yapılmasına karar verdiğine işaret ederek, ”Mülkiye Başmüfettişlerince yapılan ön inceleme sonucunda düzenlenen rapora istinaden, bakanlık makamınca, ’soruşturma izni verilmemesi’ yönünde karar alınmıştır” dedi.
Etiketler: ankara büyükşehir belediye başkanı, iç işleri bakanlığı, kötü haber, melih gökçek

Muvazzaf askerlerin sivil mahkemelerde tartışmaya mahal vermeden yargılanmalarının yolu açıldı. AKP’nin ‘gece yarısı önergesi’ne göre, CMK’nın askeri mahkemelerin görevini düzenleyen 250. maddesi müthiş bir cinlikle değişiyor ve etkisi Ergenekon’u da kapsıyor
Hükümet, dün gece yarısı TBMM Genel Kurulu’nda son dakika hamlesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 250′nci maddesinde tek kelimelik çok önemli bir değişiklik yaptı. Muvazzaf askerlerin, savaş ve sıkıyönetim halleri hariç, sivil mahkeme olan ağır ceza mahkemelerinde yargılanmasının yolu açıldı. Böylece Ergenekon kapsamında gözaltına alınan ve halen asker olan kişilerin, tartışmaya yer bırakmaksızın sivil mahkemede yargılanmalarına olanak tanındı. Eklenen geçici maddeyle değişikliğin devam eden dava ve soruşturmaları da kapsayacağı belirtildi.
AKP’nin son dakika önergesiyle yapılan değişiklikle, muvazzaf askerlerin, ‘Cumhurbaşkanına suikast, cebir ve şiddet kullanarak TBMM’yi veya hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs, bu suçları işlemek için silahlı örgüt kurmak’ gibi suçlarda, sivil yargıda yargılanmalarının yolu açıldı. CMK’nın 250. maddesinin 3. fıkrasında yapılan tek sözcüklük değişiklik, askeri suç kapsamına girmeyen eylemleri işleyen asker kişilerin tartışmasız sivil mahkemelerde yargılanmalarına imkan tanıyacak.
ÜÇ HARF YETTİ!
Maddenin mevcut halinde, memuriyeti ve sıfatı ne olursa olsun herkesin ağır ceza mahkemesinde yargılanacağı belirtildikten sonra, ‘Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümlerle savaş ve sıkıyönetim hali dahil, asker” mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır’ deniyor. Önerge ile son cümledeki ‘hali dahil’ ifadesi ‘halinde’ şeklinde değiştirildi.
SAVCILAR İDDİANAMEDE GERÇEĞİ YAZMIŞTI
ERGENEKON soruşturmasının ikinci iddianamesinde şöyle denilmişti: ‘Askeri suçun tarifi konusunda, mevzuatımızda açık bir düzenleme mevcut değildir. Suçun askeri mahalde işlenmesi, görevi tayin eden önemli bir faktördür. Ancak darbe planlarının sonucunun askeri mahal dışında meydana gelecek nitelikte olması gözönüne alındığında, müsnet suçta askeri mahal hükmünün uygulanması mümkün görülmemiştir. Bu fiillerin azmettiricisi ve planlayıcısı olan kişilerin general ya da muvazzaf asker olmaları salt askeri mahal gibi muğlak bir kavrama dayanak yapılarak askeri yargının görevli olduğu sonucunu doğurmaz. Dolayısıyla muvazzaf asker ya da generaller bu emirleri askeri mahalde verseler dahi suçun işlendiği yer askeri mahal dışıdır. Yargılama yapmaya yetkili merci adli yargı organlarıdır.’
BM 2036 yılında dünyaya çarpma ihtimalı bulunan göktaşı için harekete geçti.
2036 yılında dünyanın çekim alanının çok yakınından geçecek olan göktaşının yeryüzüne çarpma ihtimali yüzünden Birleşmiş Milletleri, alarma geçti.
Her bin yılda bir büyük bir göktaşının dünyaya isabet ettiğini belirleyen yetkililer, bu verilerden hareketle 2036’da dünyanın 45 bin kilometre uzağından geçecek olan 400 metre çapındaki Apophis’in yüzde 3 dahi olsa dünyaya çarpması ihtimali üzerine çalışmalara başladı. 2005’te keşfedilen ve adını Mısır mitolojisindeki kötülük tanrısı Apophis’den alan göktaşının dünyayı karanlık çağa gönderebileceği belirtiliyor.
65 milyon yıl önce dinozorların ve dünya üzerindeki canlıların yüzde 70’inin Meksika’nın Yucatan Körfezi’ne düşen 12 kilometre çapındaki göktaşı yüzünden yok olduğu sanılıyor. Yeryüzünde göktaşlarının yol açtığı 175 krater bulunuyor.
HİROŞİMA’NIN 30 BİN KATI
Gökbilimci Paul Parsons’a göre dünyaya 250 metre çapında bir göktaşının çarpması bile çok ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Yapılan hesaplamalara göre saatte 27 bin kilometre hızla gerçekleşecek bu çarpışma 500 megatonluk TNT patlayıcıyla aynı etkiyi yaratabilir. Bu da Hiroşima’ya atılan atom bombalarından 30 bin kat daha güçlü bir yıkım anlamına geliyor. Yani bu büyüklükteki bir göktaşı bir ülkeyi tamamen ortadan kaldırabilecek güçte. Uzmanlara göre dünyanın yakınında 5 bin 886 tane göktaşı bulunuyor bunlardan 765 tanesi bir kilometreden daha büyük bir çapa sahip. Bazılarının boyutu ise 10 kilometreyi bile aşıyor. Böyle bir göktaşını dünyaya çarpması durumunda tıpkı dinozorların yok olduğu gibi insan soyunun ortadan kalkabileceğine dikkat çekiliyor.
FELAKETİ durdurmak için altı yol
NÜKLEER BOMBAYLA İMHA: Göktaşı dünyadan fırlatılacak nükleer başlıklı füzeyle vurulacak. Ancak bu çözüm riskli. Patlamada oluşan binlerce küçük parça dünyaya düşecek.
YÖRÜNGESİNİ DEĞİŞTİRME: Yüksek tesirli bir bomba yardımıyla göktaşının yörüngesinin değiştirilmesi.
AYNALARLA PATLATMA: Dünya yörüngesine yerleştirilecek 20 metrelik dev aynalar Güneş ışınlarını göktaşına yansıtacak. Göktaşının yüzeyi 2100 dereceye kadar ısıtılıp patlatılacak.
ARMAGEDDON TAKTİĞİ: Bruce Willis’in başrolünü oynadığı Armageddon filmindeki gibi göktaşının üzerine delici bir makine indirilecek. Makine göktaşının merkezini delerek yörüngesini değiştirecek.
ROKET MOTORLARIYLA YÖRÜNGESİNİ DEĞİŞTİRMEK: Dünyadan fırlatılacak bir veya bir kaç uzay aracı göktaşının üzerine inecek ve göktaşını iterek yörüngesini değiştirecek.
ASTEROİDİ BOYAMAK: Göktaşları güneş ısısını emerek uzaya yayar ve böylece hız kazanırlar. Renkleri değiştirilirse yörüngeleri de değişebilir.
İngiltere’deki Warwick Üniversitesi mühendisleri sadece 0.25mm kalınlığında esnek ve farklı yüzeylere uygulanabilir hoparlör üretti
Ses kaynağının platformdan, mekandan ve cihazlardan bağımsız bir şekilde üretilmesi farklı açılardan birçok dezavantaja sebep oluyor. Artan maliyetler, her yere kolayca entegre edilememesi gibi sorunlar Warwick Üniversitesi mühendislerinin geliştirdiği folyo inceliğindeki esnek hoparlörlerle tarih olabilir. Oldukça hafif ve düşük maliyetli olan hoparlör sadece 0.25mm kalındığında. Esnek olması da kullanım alanını inanılmaz boyutlarda genişletiyor. Bu özellikleriyle araç içinde tavana, ev ve iş yeri duvarlarına veya estetik bir şekilde duvardaki bir tabloya uygulanabilmesini sağlıyor. İngiltere’deki Warwick Üniversitesi tarafından faaliyeti sürdürülen Warwick Audio Technologies firması bünyesinde geliştirilen ürüne ‘Flat, Flexible Loudspeaker’ (FFL, düz, esnek hoparlör) adı verilmiş.
Warwick Audio Technologies CEO’su Steve Couchman, şu an evlerde ve araçlarda kullanılan hoparlörlerin yerini alabileceği görüşünde. Ayrıca umuma açık alanlarda kullanılan anons ve bildiri sistemleri için de büyük avantaj. “Bunun gerçekten yenilikçi bir teknoloji olduğunu düşünüyoruz. Boyutları ve esnekliği oldukça dar alanlarda uygulanabilir olmasını sağlıyor. Otomotiv firmaları hafifliği ve inceliği konsolda baş seviyesinin altında değil yukarıya entegre edilebilir olması sayesinde yakından ilgileniyor.” diyor.
Daha esnek, daha iyi ses yayını
Mevcut tüm hoparlörler kaynaktan gelen elektrik sinyalini ses dönüştürme yoluyla çalışır. Genelde sinyal manyetik alan yaratmak için kullanılır, bu da mekanik bir koni içerisinde titreşime dönüştürülerek ses oluşturulur. Warwick Audio Technology’nin geliştirdiği FFL teknolojisi ise ince, iletken ve izole malzemelerden üretiliyor. Elektrik sinyaline maruz kaldığında materyalin kendisi titreyip sesi üretiyor. Katmanlardan oluşan hoparlör sinyali yayarak tüm malzemenin titreyip sesi doğrusal olarak yaymaya başlıyor.
Teknoloji hazır
FFL ilk olarak Dr Duncan Billson ve Profesör David Hutchins tarafından geliştirilmiş. İki ince folyo arasında pişirme kağıdından bir izolasyon katmanı ekleyen mühendisler ses üretmeyi başarmışlar. O günden beri üzerinde çalıştıkları teknolojiyi hem tasarım hem performans açısından çok geliştirdiler. Şu an teknolojinin ticari uygulamaya hazır olduğunu belirtiyorlar. İlk ticari ürünün bu yıl içerisinde kullanılmaya başlamasını hedefliyorlar.
Etiketler: Folyo inceliğinde, hoparlör
İngiliz bilim adamları, obezlerin küresel ısınma ve iklim değişikliğinde daha fazla payı olduğunu belirledi
International Journal of Epidemioloji dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, şişmanlar çok gıda tüketmelerinin yanı sıra zayıflara oranda daha fazla motorlu taşıta bindikleri için, küresel ısınmadan daha fazla sorumlu.
Gıda üretiminin, sera etkisi yaratan gazların temel kaynaklarından biri olduğu biliniyor.
Phil Edwards ve Ian Roberts adlı bilim adamları, her bir şişman insanın zayıf bir kişiye oranla yılda bir ton daha fazla karbondioksit emisyonununa yol açtığını tahmininde bulundu.
Buna göre, bir milyarlık bir aşırı şişmanlar nüfusu, atmosfere yılda fazladan bir milyar ton karbondioksit salınmasına neden oluyor.
Avrupa Birliği’nin tahminlerine göre, her bir AB vatandaşı yılda 11 ton karbon gazı emisyonunda bulunuyor.
Londra Hijyen ve Tropik Tıp Okulu’nun araştırmasını yürüten bilim adamları, “Şişmanlıkla ilgili küresel eğilimi tersine çevirmek için daha çok çaba göstermemiz ve bunu, karbon emisyonlarını azaltarak iklim değişikliğini yavaşlatma savaşında önemli bir unsur olarak görmemiz lazım” dedi.
Etiketler: Bilim adamı, buldu, küresel ısınma, sebebini
Saatte 350 km’ye izin veren proje epey maliyetli olacakmış gibi görünüyor
Şehirler arasında saatte 350 km’lik hızları hayal ediyoruz. Son durağa ne kadar kısa sürede varabileceğimizi düşünüyoruz da..
IBM bu projeyi ABD’de uygulamak için harekete geçmiş gibi görünüyor. Özellikle Tayvan, Çin ve Hollanda’daki örnekleri inceleyen IBM, çevre sorunlarını artıran trafik sorununu biraz azaltmak istiyor.
IBM, ABD’deki Federal Hükümet ile çeşitli sponsorluk anlaşmaları yapmak niyetinde. IBM’in hükümetle yakınlığına dikkat edilirse bu zor gözükmüyor. Elbette ortada kesinleşmiş birşey yok. Bu uzun bir süreç olacağa benziyor.
Projenin Amerika Birleşik devletlerine maliyetinin 8 milyar dolar civarında olacağı düşünülüyor
Etiketler: başlatıyor, hızlı tren projesi, IBM
Ay olmasaydı ne olurdu? Bu durum Dünya’ya iklimlere yeryüzünde yaşayan milyonlarca tür canlıya nasıl tesir ederdi?
Ay mevcut kütlesinden daha büyük veya küçük olsaydı neler olurdu? Dünya’nın yörüngesine rastgele girivermiş bir kütle midir Ay
Soruları daha da artırmak mümkün. Maine Üniversitesi’nden (ABD) Astronom Neil F. Comins Ay’ın olmaması durumunda insanları nasıl bir senaryonun beklediğini yazdığı kitapta anlatmıştır.1 Comins’e göre Dünya’nın kâinatta hayatı idame ettirmeye müsait tek ortam olmasının (günümüz verileri ışığında) milyonlarca sebebinden biri de Dünya-Ay arasındaki hassas denge münasebetidir. Kâinatta hiçbir hâdise tesadüfen meydana gelmediği gibi “Güneş ve Ay bir hesap iledir.”2 ilâhî beyanıyla tavsif edilen Ay bir denge unsuru olarak var edilmiştir. Bu denge o kadar hassastır ki Ay olmasaydı “Dünya’da sebepler plânında hayat da olmazdı.” denebilir.
Atmosferi olmayan üzeri kraterlerle kaplı toz ve kayalarla dolu bir küre parçası olan Ay Dünya’nın tek uydusudur. Ay’ın yarıçapı Dünya’nın yarıçapının yaklaşık dörtte biri; hacmi Dünya’nın hacminin yaklaşık ellide biri; kütlesi ise Dünya’nın kütlesinin yaklaşık seksen birde biri kadardır. Ay Dünya’nın merkezinden yaklaşık 385.000 km uzaklıkta bulunmakta ve Dünya etrafındaki bir dönüşünü 295 günde tamamlamaktadır. Yaratılışı tam olarak aydınlatılmış olmasa da hâlihazırda en geçerli nazariyeye göre astronomların Theia ismini verdikleri Dünya’dan on kat daha hafif başka bir gezegen Dünya’ya çarpmış ve bu çarpışmada Theia’nın bir bölümü kopup uzaya fırlamıştır. Uzamış ve şeklini büyük ölçüde yitirmiş olan bu kütle Dünya’nın çevresini dolandıktan sonra tekrar Dünya’ya çarpmıştır.
Bu çarpışmada Theia’nın demirden çekirdeği Dünya’nın merkezine çökelirken mantosundaki hafif kayalar da uzaya saçılmıştır. Zaman içinde bu kaya parçaları birbirleriyle kaynaşarak Ay’ı oluşturmuştur. Ay önce Dünya’dan yalnızca 22.000 kilometre uzaklıkta bir yörüngeye oturmuş; zaman içinde bu yörünge genişleyerek günümüzdeki ortalama 385.000 km’lik yarıçapa ulaşmıştır.
Ay’ın Dünya üzerindeki en büyük tesiri med-cezir hâdisesidir. “Evrensel çekim” prensibi kâinattaki herhangi iki kütlenin birbirini çektiğini bu çekme kuvvetinin Maddelerin kütleleriyle doğru aralarındaki mesafenin karesiyle ters orantılı olduğunu ifade eder. Dünya ile Ay arasındaki çekim kuvveti suyla kara arasındaki adhezyon (Birbirine temas eden farklı maddeler arasındaki çekim kuvveti. Bardaktaki suyu boşalttığımızda bir miktarının bardakta kalması buna bir örnektir.) kuvvetinin nispî olarak zayıf olması sebebiyle dünyadaki Okyanus ve denizlerin kabarmasına veya alçalmasına vasıta olur. Bu hâdiseye “med-cezir” (gel-git) denir ve Ay’ın konumuna göre med (kabarma) veya cezir (alçalma çekilme) hâdiseleri gözlenir. Dünya’daki med-cezir hâdiselerinin üçte biri Güneş geri kalanı ise Ay’ın çekim kuvveti sebebiyle yaratılmaktadır.
Ay med-cezir hâdisesinden dolayı Dünya’dan her yıl yaklaşık 4 cm uzaklaşmaktadır.5 Bu uzaklaşma ile beraber Dünya-Ay sisteminin açısal momentumunun korunması için Dünya’nın kendi etrafındaki dönme süresinin (1 gün) yılda 0.02 milisaniye uzadığı tespit edilmiştir.6 Şu an yaklaşık 24 saat olan Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönme süresinin Ay ilk yaratıldığında 8 saat olduğu arada geçen süre zarfında günlerin uzayarak şimdiki hâline geldiği belirlenmiştir. Ay yaratılmasaydı Dünya üzerinde med-cezir hâdisesinin meydana gelmemesinden dolayı 1 gün yaklaşık yine sekiz saat olurdu ki bu da Dünya’nın 3 kat daha hızlı dönmesi demektir. Bir gezegenin kendi ekseni etrafında daha hızlı dönmesi yüzeyindeki rüzgârların daha şiddetli esmesine yol açabilir. Meselâ kendi etrafında çok hızlı dönen Jüpiter ve Satürn’ün bir gününün yaklaşık 10 saat olduğu bu sebeple yüzeylerinde doğu-batı doğrultusunda saatte hızı 500 km’ye varan sert rüzgârların estiği bilinmektedir. Bu gezegenlerin atmosferlerinde ve dönme yönlerinde bu şiddetli rüzgârların yol açtığı toz bulutları dünyadan teleskoplarla görülebilmektedir.
Jüpiter’in Hubble Uzay Teleskopu ile çekilmiş yukarıdaki fotoğrafında görülen siyah nokta en yakınında dolanan uydusu Io’nun gölgesidir. Jüpiter 10 saatte bir dönüşünü tamamladıkça atmosferini de beraberinde sürükler. Sürüklenen atmosferle doğu-batı doğrultusunda rüzgârlar oluşturulur. Fotoğraftaki koyu ve beyaz sarımlar Jüpiter üzerindeki rüzgârların istikametini göstermektedir.
Ay olmasaydı Dünya’nın daha hızlı dönmesinden dolayı hava kara ve denizler arasındaki ısı değişimi daha hızlı olurdu ve yeryüzünde doğu-batı doğrultusunda saatteki hızı yaklaşık 160 km olan kasırgalar eserdi. Bu da başta insan olmak üzere kompleks yapıda olan canlıların yaşamasına sebepler açısından elverişsiz şartların meydana gelmesi demektir. Meselâ konuşma ve dinleme gibi temel beşerî faaliyetler de gerçekleşemeyebilirdi. Bir gün sekiz saat olacağı için başta insan olmak üzere bazı canlıların biyolojik saatleri ile gün saati arasındaki farktan dolayı hayat karmaşık bir vaziyet alacak ve birtakım biyolojik dengesizlikler yavaş yavaş belirecekti. Ay olmasa idi kabarma hâdisesi düşük olacak ve deniz canlıları için uygun bir ortam meydana gelemeyebilecekti.1
Ay Dünya’nın dönme ekseninin 235 derece açıda dengelenmesinde de rol almaktadır. Dünya’nın bu eğikliğinin mevsimlerin meydana gelmesine eğiklik açısının kutupların ve Ekvator’un dengeli miktarda güneş ışığı almasına vesile olduğu böylece Dünya’da hayatın devam etmesine uygun iklim şartlarının oluşturulduğu bilinmektedir. 7
Ay’ın Dünya üzerindeki bir başka tesiri de Güne’ten gelen ışığı yansıtarak Dünya’nın 02 ºC ısınmasına sebep olmasıdır.8 Ayrıca Ay uzay boşluğunda gezen göktaşlarına karşı bir kalkan vazifesi gördüğünden yokluğunda Dünya yüzeyine daha fazla göktaşı düşebilirdi.
Uzaydan gelen kozmik ışınların çoğu Dünya’ya giydirilen manyetik alan tarafından zararsız hâle getirilmektedir. Çok azı da Dünya’ya ulaşıp atmosferdeki ve yeryüzündeki kimyevî hâdiselerin meydana gelmesinde rol oynamaktadır. Ay olmasaydı Dünya ile birlikte merkezi de hızlı dönecekti. Dünya’nın merkezinde hızlı dönen sıvı dış çekirdek sebebiyle manyetik alan da daha kuvvetli olacaktı. Bu durumda hem atmosferin yapısında değişiklikler meydana gelecek hem de bazı bakteriler ve manyetik alanı kullanarak yön bulan deniz kaplumbağaları som balıkları yılan balıkları güvercinler göçmen kuşlar gibi birçok canlı menfî tesir görecek ve çeşitli Ekosistemler bugünkünden çok daha farklı olacaktı.
Bilindiği gibi Ay Güne’le birlikte insanlık tarihi boyunca bir takvim olarak kullanılmıştır. Yüce kitabımız Kur’ân’ı Kerîm “hem de yılların sayısını ve hesabı bilesiniz ”9 İlâhî beyanıyla Güneş ve Ay’ın bu hizmetine dikkatimizi çeker:
Ay bağlandığı gezegene nispetle bilinen en büyük uydudur (Dünya kütlesinin % 123′ü kadar bir kütleye sahiptir)4 ve bu büyüklük daha önce de belirtildiği gibi Dünya’nın hassas dengesinin meydana getirilmesinde veya hayatın yeryüzünde tesis edilmesinde kritik bir öneme sahiptir. Dünya üzerindeki tesirleri incelendiğinde Ay’ın hayatımız için özel olarak yaratıldığı görülecektir. Ay’ın bu ayrıcalığına yine Kur’ân’ı Kerîm dikkatimizi şöyle çekiyor: O Güne’i ve Ay’ı da ince birer hesap ölçüsü kıldı 10
Netice itibariyle Ay’ın “Gökyüzünü yükseltip ona bir nizam ve ölçü veren”11 tarafından ince bir hesap ile nice hikmet ve faydalar yüklenerek insanlığın hizmetine sunulduğu anlaşılmaktadır.
Etiketler: Ay Olmasaydı
Acaba kim buldu bu kömürü merak edenler işte cevabı burada.
Padişah II. Mahmut zamanında, 1829 yılında
“Uzun Mehmet” adlı bir deniz eri, Havza’da
ilk kömür yatağını keşfetti. Karadeniz
Ereğlisi’nden, İnebolu’ya kadar 180 kilometrelik
bir uzunluk ve 50 kilometrelik derinlikten
oluşan ilk kömür yatağından çıkarılan
kömürlerden, donanma yararlanmıştı. Bölgede
yeni kuyular açılarak üretimin artırılmasına,
1893 yılında başlandı. Günümüzde kömür
üretimi, Türkiye Kömür İşletmeleri’nin tekelindedir.
Etiketler: Kömürü İlk Bulan Kişi